

video-bugz2008.com
Better than you'va ever seen from any places!
Jan
6
Jan
6
Jan
6
Jan
6

Kendi on uusi kotimainen danceduo, jonka muodostavat konemusiikin veteraani Jaakko "JS16″ Salovaara ja hiphop-artistina tutuksi tullut Yavis. Kendin esikoissingle on nimeltään Connected. Soundillisesti kappale on electrovaikutteista housea, ja sellaisena eräänlainen sekoitus Bomfunk MC's ja Firevision -yhtyeiden tyylejä. Kappaleen miesvokaaleissa vierailee Vince Jackson, ja myös hänen antinsa kuulostaa pitkälti samalta kuin Firevisionin Arttu Peljon vokaalit. Lyrics: Not yet but maybe soon. Information and pic from http://www.stara.fi/2008/05/26/kendi-connected/
Jan
6
Jan
6

Nâzım Hikmet Ran, 20 Kasım 1901'de Selanik'te doğdu (aile çevresinde 40 gün için bir yaş büyük görünmesin diye bu tarih 15 Ocak 1902 olarak anılmış, kendisi de bunu benimsemiştir), 3 Haziran 1963'te Moskova'da öldü. Dedesi Nâzım Paşa, valiliklerde bulunmuş, özgürlükçü, şairliği olan bir kişiydi. Babası Hikmet Bey ise Mekteb-i Sultani (sonradan Galatasaray Lisesi) mezunu, önce ticaret yaşamını denemiş, başaramayınca Kalem-i Ecnebiye'ye (dışişleri) bağlanmış bir memurdu. Dilci, eğitimci Enver Paşa'nın kızı olan annesi Celile Hanım, Fransızca konuşan, piyano çalan, ressam denecek kadar iyi resim yapan bir kadındı. Nazım, dedesinin de itelemesiyle şiirler yazmaya başlayan Nazım, 1919 yılında Heybeliada Bahriye Mektebi'ni bitirdi. Hamidiye Kruvazörü'nde güverte subayı iken, sağlık nedeniyle askerlikten ayrıldı, bu arada ilk şiirlerini yayımladı. 1921 başlarında Kurtuluş Savaşı'na katılmak için Anadolu'ya geçti, Bolu'da öğretmen olarak görevlendirildi. Daha sonra Batum üzerinden Moskova'ya giderek Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi'ne (KUTV) yazıldı. Burada siyasal bilimler ve iktisat okudu. 1924'te yurda döndü. Aydınlık Gazetesinde yayınlanan yazı ve şiirleri yüzünden on beş yıl hapsi istenince yeniden Sovyetler Birliği'ne gitti. 1928 Af Kanunu'ndan yararlanıp tekrar yurda döndü. Resimli Ay dergisinde çalışmaya başladı. 1932'de yeniden dört yıl hapse mahkûm olduysa da, bu kez Onuncu Yıl Affı'ndan yararlandı. Gazetecilik yaptı, film stüdyolarında çalıştı. 1938'de orduyu ve donanmayı isyana teşvik ettiği iddiasıyla 28 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı. Çankırı ve Bursa cezaevlerinde yattı. 1950'de özgürlüğüne kavuştuysa da sürekli olarak izlenmekten kurtulamadı; kitaplarını yayınlatma, oyunlarını oynatma olanağı bulamadı. Askere alınması kararlaştırılınca Romanya üzerinden tekrar Moskova'ya gitti. 1951'de T.C. yurttaşlığından çıkarıldı. 3 Haziran 1963'te bir kalp krizi sonucu yaşama veda etti. Moskova'da Novodeviçye Mezarlığı'nda toprağa verildi...

Nuri Dersimi'nin Kürt Gencligine Hitabesi (Orjinal Sesi) Copyright by Xalikan Elimdeki kasette ayrica Nuri Dersimi'nin söyledigi üc deyis, 6 siir, hitabeye benzer bir konusma ve esi Feride'ye okudugu mektup da bulunmaktadir. Daha fazla bilgi icin: xalikan@gmail.com

Halit Kıvanç'ın sunuculuk yaptığı Zeki Mürenin Doğum Günü Konserinde Bir Görüntü... Ve kendi sesiyle Zeki Müren'in Hayatı

Ahmet Arif Uğur Mumcu Aziz Nesin İlhan Selçuk Asım Bezirci.Kendi sesinden "Bilsem ki" "Aydın mısın" "Bir Sınavsa Eğer" şiirleri AYDIN MISIN Kilim gibi dokumada mutsuzluğu Gidip gelen kara kuşlar havada Saflar tutulmuş top sesleri gerilerden Tabanında depremi kara güllelerin Duymuyor musun Kaldır başını kan uykulardan Böyle yürek böyle atardamar Atmaz olsun Ses ol ışık ol yumruk ol Karayeller başına indirmeden çatını Sel suları bastığın toprağı dönüm dönüm Alıp götürmeden büyük denizlere Çabuk ol Tam çağı işe başlamanın doğan günle Bul içine tükürdüğün kitapları yeniden Her satırında buram buram alın teri Her sayfası günlük güneşlik Utanma suçun tümü senin değil Yırt otuzunda aldığın diplomayı Alfabelik çocuk ol Yollar kesilmiş alanlar sarılmış Tel örgüler çevirmiş yöreni Fırıl fırıl alıcı kuşlar tepende Benden geçti mi demek istiyorsun Aç iki kolunu iki yanına Korkuluk ol (1968) Karakılçık adlı şiir kitabından (1969) Bütün Şiirleri 1927-1991(Çınar Yayınları) Rıfat ILGAZ BİR SINAVSA EĞER Girdiğim çıktığım yerler tanığımdır Kapımı çalanlar gece yarılarında Okunan kararlar yüzüme karşı Korkmuyorum duygusal bitişlerden Tükenen kurşun kalemler tanığımdır Ölümle burun buruna bir gençlik boyu Sıtmasında vereminde Anadolu'nun Dönülmez bekleme kamplarında Suçsa suç, sorguysa sorgu, hapisse hapis Yaşamak gezin gözün arpacığın ucunda Elimde hep böyle tükenen bardak Yaşamak bir yürek işçiliği günümüzde Ölümün anlamı değişti birden Eskiden yataklarda beklerdik Ders mi sınav mı görev mi belli değil Gelecekse ayakta bulsun dimdik Açılan bir sorumsuz yaylım ateş Bir top karanfildir göğsümüzde (1971) Güvercinim Uyur mu adlı şiir kitabından 1970 Bütün Şiirleri 1927-1991(Çınar Yayınları) Rıfat ILGAZ Ahmet Arif Uğur Mumcu Aziz Nesin İlhan Selçuk Asım Bezirci.Kendi sesinden "Bilsem ki" "Aydın mısın" "Bir Sınavsa Eğer" şiirleri YenidenEdebiyat ? 1.5.2006 - BİR ÇINARIN ŞİİRLERİ kategori: Inceleme BİR ÇINARIN ŞİİRLERİ ÖNER YAĞCI "...Rıfat Ilgaz, o dönem toplumcu şairlerinin en 'nevi şahsına münhasır olanı'dır. Şiirlerini sanki dudaklarından eksik olmayan acı bir tebessümle yazardı; ilk bakışta masum, hatta basit sanabilirdiniz; etkisi sonra sonra derinleşiyor, anlamı ya da mesajı, sonra sonra insanın içine işliyordu... O 'Fedailer Mangası'nın demirbaşlarındandı..." Attilâ İlhan Rıfat Ilgaz, Cide'nin duvarları deniz kokan (şimdi Rıfat Ilgaz Evi olan), ahşap bir evinde doğar. Kendi anlatımına ve annesinden duyduğuna göre "derin kar"da, 1910 Şubat'ında; nüfus kütüğüne göre ise 7 Mayıs 1911'de. Gelir dünyaya ve yaşar, 82 yıllık onurlu bir çınar olur; çalışkan, ışık saçan, halkına ve yurduna sevdalı bir çınar; kaynağı insan, kaynağı halk, kaynağı Anadolu olan bir çınar. Bu kaynaklarına hiç ihanet etmeyen, bu kaynaklardan aldığı esinle yaşamın aydınlatılması ve güzelleştirilmesi kavgasının ölümsüz yazarlarından biri olmayı başaran bir çınar... Eğitimciliği, yurtseverliği, toplumculuğu, devrimciliği ve insan sevgisi yapıtlarında buram buram tüten bir çınar... Tüttürdüğü güzellikler Anadolu'da yüzyıllardır süren aydınlanma kavgasına bağışlanan güzellikler olan bir çınar... Aydınlanma savaşımının ölümsüzlük bayrağını taşıyan bir çınar... Rıfat Ilgaz'ın yaşamının aynası kitapları, kitaplarının aynası da yaşamıdır. "Yaşamak bir yürek işçiliği günümüzde" diyen bir sanat ve yaşam anlayışıyla, aynaya yaşamı sanatlaştırarak yansıtan bir yazardır o. Onun aynasında Hababam Sınıfı (1957) ile başlayan, Bizim Koğuş, Karadeniz'in Kıyıcığında, Meşrutiyet Kıraathanesi, Karartma Geceleri, Sarı Yazma, Yıldız Karayel, Hababam Sınıfı İcraatın İçinde gibi sekiz romanını görürüz; insan serüvenlerini. Radarın Anahtarı (1957) ile başlayan, Dördüncü Bölük'le tamamlanan 19 gülmece öyküsü ile sürdürdüğü yazarlığında, öyküleştirilen yaşam kesitlerini, aydınlığa uzanan, karanlığın perdelerini yırtmaya çalışan ellerini görürüz. Roman ve öykülerden başka 12 çocuk romanı, 6 oyunuyla, geleceğimiz olan çocukları şenlendirmesini, eğitmesini okuruz. Nerede Kalmıştık? (1984) ve (İngilizce okumaya meraklı olanların "Kart Kurt" dedikleri) Cart Curt (1992) adlı kitaplarında gazete ve dergilerde yayımladığı yazılarını okurken, yaşamın ve yanlış yaşatılmanın günlük keşmekeşine indirdiği darbeleri izleriz. Yokuş Yukarı (1982), Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra (1986) ve ölümünden sonra benim yayına hazırladığım Fedailer Mangası: Kırk Kuşağı Anıları (1993)'nın ise, onun yaşadıklarından damıttığı ve geleceğe kalmasıyla yeni kuşaklara deney aktarma kaygısını içeren anılarından oluştuğunu öğreniriz. Asım Bezirci, 1989 Ferit Oğuz Bayır Kültür ve Sanat Ödülü'nü de kazanan Rıfat Ilgaz adlı kitabında bu koca çınarı tüm yönleriyle tanıtıyor bize. Ulusal değerlerimize sahip çıkamadığımız koşullarda vefanın, sahiplenmenin ve duyarlılığın başarılı bir örneği olan bu yapıtıyla Asım Bezirci, onurlu ve anlamlı bir görevi yerine getirmiş oluyor. Aynı biçimde Alpay Kabacalı'nın Edebiyatımızın Koca Çınarı Rıfat Ilgaz ve Mehmet Saydur'un Rıfat Ilgaz'lı Yıllar, Biz de Yaşadık adlı çalışmaları da, onun yapıtlarını okurken elde bulunmalı diye düşünüyorum. Bu yapıtlar, okuyucunun yazarla bütünleşmesine yardımcı olarak edebiyatımızı zenginleştiriyor. Rıfat Ilgaz romanlar, öyküler, oyunlar, çocuk romanları, makaleler, anılar yazmış. Ya şiirler? Hepsinden önce şairdir o. Şiirle başladı yazma serüvenine Rıfat Ilgaz, aydınlık ırmağımıza önce şiirle akmaya başladı. "İnsanın yaşamı şiire yetmiyor." düşüncesiyle ve "Halkımca sevdim." diyerek çoğalttı şiirlerini. 1926 yılından beri şiirlerini çeşitli dergilerde yayımladı, 1940'tan sonra, "40 Kuşağı" şairlerinin omurgalarından biri olarak ve yeni bir sanat ve şiir anlayışıyla sürdürdü şairliğini. Onu şairliğinin toplu dökümü bir kitapta sunuldu: Bütün Şiirleri 1927-1991 (Çınar Yayınları). Rıfat Ilgaz, 1940-1942 yılları arasında yazdığı "yeni anlayış"taki şiirlerini aldığı, daha önceki dönem şiirlerine yer vermediği ilk şiir kitabı Yarenlik'i 1943'te yayımlar. Kitap yayımlandığında Sabahattin Ali dönemin önemli solcu dergisi "Yurt ve Dünya"da (Nisan 1943) şunları söyler: "...Sosyal şiir nedir diyenlere bu kitabı göstermek lazım. Onun asıl kudreti, ferdilikten kurtulup cemiyetin malı olabilmesinde, kendi küçük dünyasındaki bütün şahsi meselelerin sosyal mahiyetini kavramasında ve bunları üçüncü şahsın bitaraflığı ile anlatabilmesindedir... Yarenlik bize, bir sanatkârın fildişi kuleye kapanmadan da kendisini verebildiğini, hatta daha fazlasını yaparak kendisiyle beraber bütün bir cemiyet parçasını da eserlerinde aksettirmek sureti ile sahici bir sanatkâr, halk sanatkârı mertebesine ulaşabileceğini göstermiştir. Bana sanat heyecanı ile dolu saatler yaşatan, insanların dertleri hakkında gözümde yeni ufuklar açan şaire bütün kalbimle teşekkür ederim." Yarenlik'te, yokluk ve yoksulluk içinde yaşayan kent insanlarının sıkıntılarını ve acılarını şiirleştiren Rıfat Ilgaz, böylece kendi şiir serüveninin ilk örneklerini oluştururken, günlük yaşamın kahredici gerçeklerini insani değerleri savunarak sunan bir şairi de edebiyat dünyamıza katmış olur. Günlük yaşamın çarpıcı tabloları, örneğin kolunu makineye kaptıran bir işçinin dramını aktardığı "Alişim" adlı şiirdeki şu çarpıcı bitiş, Rıfat Ilgaz şiirinin habercisidir: "Sağ yanın yastık ister Alişim / Sol yanın sevdiğini. / Kızlar da emektar sazın gibi / Çifte kol ister saracak." Böyle çarpıcılıklarla uç veren Rıfat Ilgaz şiirinin yeni örnekleri 1944'te Sınıf adlı kitapla karşımıza çıkar. Kitap hemen toplatılır ve Rıfat Ilgaz tutuklanıp yargılanır. Sevgi ve insancıllık dolu dizelerle oluşan şiirlere, kent insanlarının ve çocukların duygu yüklü, çıplak bir gerçeklikle yerleştirildiği görülür. Pertev Naili Boratav, kitapta yer alan "Tosya Zelzelesi" adlı şiir için "Yurt ve Dünya"da (Mart 1944), "İnsanlık duygularının en yüksek noktalara yükseldiği şiir." deyip şunları ekler: "Yeni Türk şiirine inanmayanlara Rıfat Ilgaz'ın kitabını okuyup anlamalarını dilemekten başka yapılacak bir şey yoktur." Gerçekten de yalnızca "Tosya Zelzelesi" adlı bu şiir bile, yaşama ve insana sahiplenişin bir örneği olarak Rıfat Ilgaz'ın şairliğinin kanıtı olmaktadır. Artık kuşağının önde gelen şairlerinden biri haline gelen Rıfat Ilgaz, Yaşadıkça (1948) adlı kitabında, kitabında yer alan şiirleriyle, yoksul insanların günlük yaşam kesitlerini, acı gerçekliği konuşma diliyle vermeyi sürdürür. Şiirlerinde çocuklar, hastalar, hapistekiler vardır. Örneğin "Parmaklığın Ötesinden" adlı şiiri, "İnsanları alabildiğine sevmeyi, / Bırakmazlar yanına. / Böyle çekersin cezasını / Üç duvar bir kapı arasında; / Onlardan ayrı / Böyle onlardan uzak. / Yasak sana, boylu boyunca sokaklar, / Bahçeler, yalı kahveleri. / Dostlara şimdi bir mektup değil,/ Bir selam yasak!.." dizeleriyle başlar ve şu dizelerle sürer: "Bizim de bir çift sözümüz vardı / Nar çiçeği, gül dalı üstüne, / Dudaklarımızda kaldı. / Göremedik sıkıntısız yaşandığını / Rahatın şiirini yazamadık..." Nâzım Hikmet, "Gençlerin içinde çok beğendiğim şairler var..." diyerek Rıfat Ilgaz'ın da adını sayarken; Orhan Kemal'e "Kendi sesini bul!" deyip Rıfat Ilgaz'ı da örnek gösterirken; Behice Boran, yine o dönemin ünlü solcu dergilerinden "Adımlar"da (Mayıs 1943), şu düşüncelerle selamlar Rıfat Ilgaz'ı: "Rıfat Ilgaz, müreffeh bir zümrenin değil, fakat bir günden öbürüne yaşayabilmek için didişen, böyle üzüntülü günlerin akşamında, bazan 'gününü gün etmek için şöyle bir demlenen' halkın şairidir..." Kitaptaki "...Özgürlük şarkısıdır söylenen Volga boylarında. / Ne Taif'tesin ne Magosa zindanında / Yalnız namı kalmıştır kaleme alanın Vatan Kasidesi'ni. / Seviyoruz her zamandan fazla Fikret'i / Yeni anlaşıldı manası Millet Şarkısı'nın, / Aynı Sis'tir memleketin üzerindeki..." dizeleriyle İkinci Dünya Savaşının son günlerine gönderme yapılan "Bu da Bir Özgürlük Şiiri" adlı şiir de Ilgaz'ın ölümsüz şiirlerinden biridir. "Bilsem ki suç bende / Çekerdim darağacına kendimi" dizeleriyle biten "Bilsem ki" şiirini de içeren ve ilk basımı 1948'de yapılan Devam adlı kitabıyla çizgini sürdürür Rıfat Ilgaz. Kuşaktaşı A. Kadir'e ithaf ettiği "Şiirde" adlı şiirinde, "Önce şiirde sevdim kavgayı / Özgürlüğü kelime kelime şiirde..." der. Üsküdar'da Sabah Oldu (1954), Soluk Soluğa (1962), ünlü "Aydın mısın" şiirinin de yer aldığı Karakılçık (1969) ve Uzak Değil (1971) daha sonra yayımladığı şiiri kitaplarıdır Rıfat Ilgaz'ın. O, "Kilim gibi dokumada mutsuzluğu / Gidip gelen kara kuşlar havada / Saflar tutulmuş top sesleri gerilerden / Tabanında depremi kara güllelerin / Duymuyor musun?" dizeleriyle başlayan ve "... Ses ol, ışık ol, yumruk ol..." dizelerini de içererek, "Yollar kesilmiş alanlar sarılmış / Tel örgüler çevirmiş yöreni / Fırıl fırıl alıcı kuşlar tepende / Benden geçti mi demek istiyorsun / Aç iki kolunu iki yanına / Korkuluk ol." dizeleriyle biten "Aydın mısın?" şiiriyle bir çağrıya dönüştürür şiirini. Güvercinim Uyur mu? (1974), yine Rıfat Ilgaz'ın yaşamıyla ve anılarıyla örülen şiirlerden oluşur. O, umut dolu bir soluk olur şiirleriyle. İnsani ve toplumsal halkayı sımsıkı tutmuş şiirlerdir bunlar. İlk okuduğumda beni çarpan "Bir Sınavsa Eğer" adlı şiirini, 12 Mart döneminin bungunluğunu aşmaya çalıştığımız günlerde "Yeni Adımlar" dergisinde (Mayıs 1973) okumuştum. Coşku ve umut olmuştu, "Girdiğim çıktığım yerler tanığımdır / Kapımı çalanlar gece yarılarında / Okunan kararlar yüzüme karşı / Korkmuyorum duygusal bitişlerden / Tükenen kurşun kalemler tanığımdır..." dizeleriyle başlayan ve "Ölümle burun buruna bir gençlik boyu / Sıtmasında vereminde Anadolu'nun / Dönülmez bekleme kamplarında / Suçsa suç, sorguysa sorgu, hapisse hapis / Yaşamak gezin gözün arpacığın ucunda / Elimde hep böyle tükenen bardak..." dizeleriyle devam eden bu şiir. 1983'te onuncu şiir kitabı Kulağımız Kirişte yayımlanır Rıfat Ilgaz'ın. "Ormanız Biz" şiirinde Nâzım Hikmet'e bir gönderme yapar: "Ne demiş büyük ozanımız / Neden kulak vermiyorsunuz sesine / Bir ağaç gibi hür yaşayın dememiş mi, / Ve bir orman gibi kardeşçesine?" "Çocuklarımızın Bahçesinde" bölümünde onun çocuklar için yazdığı şiirler yer alır. Rıfat Ilgaz, yayımlanan son şiir kitabı Ocak Katırı Alagöz'de (1987), şiirinin ayırt edici özelliğinin, özgünlüğünün toplumsal yaşamdaki adaletsizliklere, eşitsizliklere karşı öfkeyle dolu olduğunu bir kez daha kanıtlar. "Dört Mevsim" şiirinde, "Yüzyıl'ımı dörde böldüm... / Her bölümü bir mevsim, / Biri kaldı, üçü gitti... / Yaz'ı gitti, Güz'ü gitti, / Karlı tipili Kış'ı gitti, / Yemyeşil bir Bahar kaldı!" der. "Okutma Üzerine" ve "Türkçemiz" adlı şiirlerinde çocuklara yaşam dersleri verir şiiriyle. "Kim ne derse desin / Çocuklar için yazdım hep." der. Türkçeyi sevmelerini ister çocuklardan.. "Her sözün en güzeli Türkçemizde." der. "Hababam Sınıfı'nın ünlü yazarı" Rıfat Ilgaz, yayımladığı on bir şiir kitabıyla ve kendi deyişiyle "Sınıf'ın mimli şairi" olmayı, uzun soluğuyla sürdüren bir şairdir. Rıfat Ilgaz'ın uzun soluklu şiir serüveni Bütün Şiirleri 1927-1991 adıyla karşımıza çıktı şimdi. Oğlu Aydın Ilgaz'ın yayına hazırladığı kitabın girişinde, Server Tanilli'nin "Rıfat Ilgaz'ın Şiiri" başlıklı bir yazısı yer alıyor. Server Tanilli, Rıfat Ilgaz'ın şiirini değerlendirdiği bu yazısında, onu "... Çağdaş şiirimizin en onurlu seslerinden biri..." olarak tanımlayıp şunları söylüyor: "... Nâzım Hikmet'in arkasından, Türkiye'de 'İnsan Manzaraları'nı Rıfat Ilgaz'dan daha hünerli sürdüren ve zenginleştiren bir başka şair çıkmadı, diyebiliriz..." Rıfat Ilgaz'ın şiir serüvenini toplu halde sunan yapıtta Server Tanilli'nin yazısından sonra "Kitaplardan Öncesi" bölümü yer alıyor. Bu bölümde Rıfat Ilgaz'ın 1927-1940 arasında yazdığı ve bir kısmı "Çığır", "Oluş", "Servetifünun-Uyanış" dergilerinde yayımlanan ilk şiirleri sunuluyor. 1927'de yayımladığı "Sevgilimin Mezarında" adlı şiirinin son dörtlüğünde şöyle diyor: "...Her gece uğraştığım hayal senindir ey kız! / Kalbimde parlamadı başka aşk, başka yıldız. / Söyle mezarcığın da kalbim kadar mı ıssız? / Ölüm kadar mı basit... Mabed kadar mı sessiz!.." Bu dizeler bir şairin doğuşunun muştusudur aynı zamanda. Daha sonra da yayımlanış sırasına göre tüm şiir kitaplarının yer aldığı kitabın son bölümünde, Mehmet Saydur'un "Biz de Yaşadık" (1998) adlı Rıfat Ilgaz'la ilgili yaşamöykü çalışmasından doğumundan ölümüne Rıfat Ilgaz'ın yaşamöyküsü zamandizinsel olarak aktarılıyor. Sonra, Rıfat Ilgaz'ın kendi kaleminden şiir anlayışını okuyoruz. "Görüşler" başlığı altında Rıfat Ilgaz'ın şiirleriyle ilgili olarak Şükran Kurdakul, Sabahattin Ali, Behice Boran, Pertev Naili Boratav, Ahmet Ada, Asım Bezirci, Hasan İzzettin Dinamo, Sennur Sezer ve Refik Durbaş'ın yazılarından bölümlerinin de verildiği kitabın sonunda, "Ölümü Ardından" başlığı altında Attilâ İlhan, Tunca Arslan, Doğan Hızlan, Memet Fuat ve Sennur Sezer'in yazılarını da okuyoruz. Şükran Kurdakul, "Çağdaş Türk Edebiyatı"ndaki değerlendirmesinde şöyle diyor: "...Nâzım Hikmet'in şiirimizi büyük ölçüde etkilediği 1940'lı yıllarda, Rıfat Ilgaz yapıtlarıyla kendi kişiliğini ortaya koyarak, toplumcu gerçekçi anlayışa yeni olanaklar kazandırdı. Özellikle tabana yakın kesimin güncel yaşamına egemen olan acıları, sıkıntıları, yoksunluğu ince yergi öğeleriyle yansıtarak lirizme ulaşmış bir şiirdi bu..." Can Yücel'in deyişiyle "Anadolu'nun yüce bir dağı" olan Rıfat Ilgaz'ın tüm şiirlerini birlikte sunan Bütün Şiirleri 1927-1991'e hoş geldi derken, onu, "Bir Sınavsa Eğer" şiirinin son bölümüyle bir kez daha analım: "Yaşamak bir yürek işçiliği günümüzde / Ölümün anlamı değişti birden / Eskiden yataklarda beklerdik / Ders mi sınav mı görev mi belli değil / Gelecekse ayakta bulsun dimdik / Açılan bir sorumsuz yaylım ateş / Bir top karanfildir göğsümüzde."

Müziksiz, çalgisiz ilahiler Devami gelecek insa-Allahu teala Kutlu dogum haftasi Kandil gece Mevlid Mavlidi Nebevi Peygamber Efendimiz Peygamberimiz Hazreti Muhammed aleyhisselam Rahmetel lil alemin Rasulullah Habibullah Nebiullah

Oguz kaganin Turkluk Duasini kendi agzindan dinleyin (3d Animasyon) ___________________________ vatan, şehit, mhp, türkiye, turkey, başbuğ, bozkurt, ülkü, ülkücü, bozkurt, mehmetçik, alparslan, ocak, asker, army, türkeş, germany, almanya, ordu, ilahi, ezan, komando, commando, kan, sas, turan, turancı, ırk, ırkçı, dua, türk, türkçü, türkçülük, cihad, ölüm, allah, alp, alperen, marş, pusu, millet, osmanlı, selçuklu, sancak, öç, intikam, force, reis, anne, özel, harekat, tim, kuvvet, yıldız, jandarma, piyade, hilal, hava, deniz, kara, ay, güneş, yıldız, freedom, peace, silah, ata, atsız, atatürk, kurtlar, kan, çatlı, zeybek, ozan, aşık, vatansever, gençlik, bölünmez, ölmez, şafak, tertip, tezkere, polis, gun, bacı,kur'an, ümmet, imam, imamhatip, savaş, azeri, azerbaycan, islam, taliban, belief, bush, bible, sufi, jihad, convert, faith, amazing, kaside,ezgi, türkü, müzik, heykel, resim, sanat, performans, enstalasyon, sergi, action, painting, desen, drawing, education, fakülte, üniversite, öğrenci, öğretmen, ders, sınav, okul, ödev, kutsal, zikir, hac, oruç, namaz, din, dua, mekke, medine, def, fatih, inanç, kaside, saz, vuslat, risale, nur, fethullah, stv, rock, pop, country, rap, klip, nota, keman, konser, şarkı, star, music, çocuk, ilköğretim, ortaöğretim, art, artist, love, video, dans, arabesk, show, spor, trabzonspor, fenerbahçe, galatasaray, beşiktaş, gol, penaltı, stadyum, maç, skor, korner, futbol, amatör, karate, judo, satranç, kulüp, taraftar, fanatik, avrupa, yakası, gaffur, basketbol, yüzme, tenis, stad, top, oyun, saha, kartal, arslan, kanarya, hamsi, kongre, folklör, dans, şampiyon, otomobil, hababam, komik, lise, cimbom, karadeniz, öss, oks, dersane, ermeni, soykırım, israil, katil, işkence, filistin, amerika, vakıf, emperyalist, harp, mason, siyonizm, felsefe, ernesto, dava, ihanet, bando, mehter, military, museum, hoca, akademi, silah, samanyolu, şeref, vatikan, laiklik, erzurum, dadaş, milli, ölüm, şiir, ozan, isyan, gerilla, tecrit, zindan, dersim, hücre, cephe, kurtuluş, zafer, bayrak, revolution, worker, class, ekim, mücadele, gösteri, terör, odtü, halk, laik, çağdaş, pkk, kurds, kurden, munzur, diyarbakır, darbe, idam, sınıf, devlet, performans, yol, yorum, protesto, direniş, isyan, partizan, gazi, eylem, barikat, boykot, anarşi, cephe, apo , ismi subhan vir din mi var , yiğit , turkish armed forces , army, the turks , uyghur , turkistan , azerbaycan , turkmen , azeri , kazak , uzbekistan , kırgızistan ,Turkisch Turkish Turkei Turken Turkic Turkmen Kazakh Kyrgyz Uzbek Sakha Altai Altay Tuva Noghay Nogay Karaçay Karachay Crimea Kırım Tatar Saka Azerbaijan Azerbaycan Tebriz Azeri Turkmenistan Kyrgyzstan East Turkestan Uzbekistan Kazakhstan Dagestan Kavkaz Circassian Karakalpak Turkistan Osman Öztunç Mustafa Yıldızdoğan Esat Kabaklı Arif Nazım Ali Kınık Ahmet Yılmaz Atilla Yılmaz Aşık Sefai Başkal Hasan Sağındık Zafer İşleyen Fatih Kaya Kuzucu Garip Ozan Ozan Ali Yıldırım Yıldızdoğan Yıldırım Gürses Hasan Mutlucan Özay Gönlüm Aşık Veysel Aşık Reyhani Uğur Işılak İbrahim Sadri Fatih Kısaparmak Alihan Samedov Ali Aksoy Barış Eken Fahrettin Sönmez Ozan Emin Grup Gökçen Grup Ötüken Grup Turkuaz İbrahim Dülger Kızıl Elma Mehmet Borukçu Mahmut Polat Mehmet Çeker Orhan Hakalmaz Neşet Ertaş Muharrem Ertaş Ozan Nihat Serdarcan Şemsimah Çırpınırdı Karadeniz Üsküdar Türkiyem film movie live concert clip clips klip müzik music saz bağlama virtual selpe Kafkas Kafkasya Türkiye Konferans war soldier anthem march marş crash album art cover violent world cinema ensemble Galatasaray Trabzonspor Fenerbahçe Beşiktaş Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir Kahramanmaraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldakburhan gaffur cem yılmaz KERKÜK KURTLAR VADİSİ TEROR ordu army turkish army abdullah ocalan armed forces kurdish pkk hpg kadek apo milita gerilla serok biji devlet bahceli sınır otesi ırak talabani barzani kerkük cevizkabuğu perincek güneydoğu dogu anadolu anatolia kurtuluş savaş asala ararat Türkiye Mason Şeytan Ayin Tapınaçılar Terör Gizli bekaa kandil dag daği dağı abdullah öcalan Pkk Aras Dağlı İran Kuzey Irak Ortadoğu Türkçü Bilinç Otağ türk Bozkurt Göktürk Turan Hun Asker Atatürk Şehit Gazi Kut Kızıl Elma Atsız Ata

Bu okulda bir şeyler değişiyor. Güçlü oyuncu kadrosuyla dikkatleri üzerine çeken Kendi Okulumuza Doğru, ilk bölümüyle ekrana geliyor. İdealist ve erdemli bir öğretmen olan Ali, doğru insan ilişkilerinin ve insani bazı değerlerin unutulmaya yüz tuttuğu bir mahalledeki okula öğretmen olarak atanmıştır. Göreve başladığı ilk günden itibaren kendisini okuldaki öğrencilerin ve ailelerin sorunlarıyla karşı karşıya bulan Ali, ürettiği orijinal çözümlerle dikkatleri üzerine çekecektir. Öğrencilerinin hayatlarıyla kendi kaderi iç içe geçen öğretmenin hikâyesini konu alan dizide Yusuf Sezgin ve Şakir Gürzumar gibi usta isimler de rol alıyor. Dizinin ilk bölümünün konusu ise şöyle: Atandığı okula girmek üzereyken bir öğrenciyle çarpışan Ali öğretmen, anahtarını düşüren öğrencisinin peşinden gider. Ali, ütüyü fişte unuttuğu için evinde yangın çıkan öğrenciye ve kardeşlerine yardım eder. Elbiseleri kirlenen öğretmen derse ilk günden geç kalmamak için okula döner. Kıyafeti yüzünden müdürle ufak çapta tartışmaya giren Alinin tek arkadaşı ise müdürün kızı Melek olacaktır. Bütün olanlara rağmen Ali, öğrencilerin şaşkın bakışları altında ilk dersine girecektir. Bu arada önemli bir maçın arifesinde olan okul takımının hocası rahatsızlanır. Takımın başına, bütün itirazlara rağmen geçici olarak Ali öğretmen getirilecektir. Yapımcı: Melih Sezgin Yönetmen: Cemile Kırmızı Karadaş Oyuncular: Özbek Yıldız, Betül Koçlu, Bedia Ener Öztep, Çağrı Mengüç Yayın Günü ve Saati 18 Ekim Cumartesi 19:40 http://Dizilerimizden.com

Ahmet Kaya Herkes Kendi işine Album: Baskaldiriyorum HERKES KENDİ İŞİNE Dağlar bize düz olur mu Yar gelmezse ne olur Bir yar gider bin yar gelir Düşmanlar görür kör olur. Hadi sen git işine de Herkes kendi işine Dağlarımda zulüm var lo Düşemem yar peşine. Güle baykuş kondurmayın Küstürüp soldurmayın Yare bir şeyler söyleyip Kafamı bozdurmayın. Hadi sen git işine de Herkes kendi işine Dağlarımda zulüm var lo Düşemem yar peşine Söz: Ahmet Kaya Müzik: Ahmet Kaya http://www.sol.org.tr/ http://www.tkp.org.tr/ http://www.yurtsevercephe.org/secim20... http://www.sosyalistiktidar.com/ http://www.sanatcephesi.net/eskisayil... http://www.barisdernegi.org/ http://www.dusunceveeylem.org/ http://www.iscibirligi.org/ http://www.kadinveulke.org/ http://www.iscikonseyi.org/ http://www.universitekonseyleri.org/ http://www.nazimhikmetkulturmerkezi.org/ http://www.nkyayinlari.com/ http://www.plturkce.org/ http://www.granma.cu/frances/2007/not... http://www.soldergisi.com/yazi.php?sa... http://www.communisme-bolchevisme.net






























